İstanbul’da bir hastanenin acil girişi. (Fotoğraf: Gonca Tokyol)

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Pandemi Kliniği Başkanı Başak Bayram uzun sürmüş bir iş gününü henüz tamamlamış. Hastanenin dışında bütün vücudu kapatan beyaz tulumlar giymiş maskeli belediye çalışanları sokakları köpüklü tazyikli suyla yıkıyor.

Beyaz tulum giymiş ve maske takmış belediye çalışanları tazyikli köpüklü suyla sokakları yıkıyor. (Fotoğraf: Gonca Tokyol)

“Önümüzde bir mücadele, virüse karşı bir savaş var ve acil servis çalışanları bu savaşın ön saflarında yer alıyor,” dedi Bayram yorgunlukla.

Yeni Koronavirüs, diğer adıyla COVID-19 tüm dünyaya yayılırken doktorlar, hemşireler ve diğer sağlık çalışanları çoğumuz için kahraman olmaya başlıyor. Elbette birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de bu kahramanlar koruyucu ekipman yetersizliği, uzun ve yorucu çalışma saatleri ve sevdiklerinden ayrı kalmak gibi zorluklar yaşıyor.

Acil servis personeli için durum daha feci. Rutin acil servis hastalarıyla ilgilenmeye de devam ettikleri için iş yükleri ikiye katlandı ve bu süreçte çok fazla risk altındalar.

Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Başar Cander’e göre şehir merkezlerindeki üniversite ve büyük devlet hastanelerinde ciddi bir ekipman eksikliği yok.

İşlerini tehlikeye atma endişesiyle anonim kalmak isteyen, bölge hastanelerinde çalışan ve Inside Turkey’e konuşan tıp çalışanlarına göre durum her yerde aynı değil.

Türkiye’nin kuzey batı şehri Edirne’de bir hastanede çalışan 28 yaşındaki B büyük problemleri olduğunu aktardı. Hastane tedariğinin virüsün yayılma hızına yetişemediğini kaydetti.

B yazdığı mailde bütün dünyada ihtiyaç duyulan gelişmiş N95 ve FFP3 tipi maske ihtiyaçlarının altını çizerek maske eksikliği nedeniyle acı çektiklerini belirtti.

Bu maskeler havadaki parçacıkları filtreliyor ve genellikle havadan bulaşan hastalığı olan hastalara bakan doktorlarca kullanılıyor.

Normal şartlar altında doktorlar her bir hasta ve her bir işlem için yeni maske kullanacakken B, ellerindeki maskeleri olması gerekenden fazla kullandıklarını, maskelerin maruz kalma limitlerini aştıklarını söyledi ve ekledi, “Riskli olduğunu biliyoruz ama başka şansımız yok.”

İzmir’de bir hastanede çalışan C kendi bölümünün daha tedariklilerden olduğunu ve uygun ekipmanlarının bulunduğunu aktardı. Fakat orada bile sağlık çalışanlarının bazen gerekli ekipmanları kendi ceplerinden karşıladıklarını ekledi.

İzmir’de bir hastanede çalışan C, kendi departmanlarının iyi durumda olduğunu aktardı. (Fotoğraf: Kişisel arşiv)

Ücra şehirlerde çalışan meslektaşları için endişelendiğini aktaran C, onların kötü durumda olduklarını, hatta bazılarının standart maskelerinin dahi olmadığını belirtti.

C, meslektaşlarına güvenlik ekipmanı teslimatlarının düzenlenmesine yardımcı olduğunu söyledi ve ekledi, “Bu sağlık çalışanlarının bazıları COVID-19 testi yapıyor, yaşadıkları riski hayal edebiliyor musunuz?”

Türk Tabipler Birliği defalarca hastane çalışanlarının ekipman eksiği olduğunu kaydetse de Sağlık Bakanlığı iddiaları reddetti. Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikası (Genel-İş), kamudaki bu eksiklikleri paylaşan bir dizi sağlık çalışanının resmi soruşturma altında olduğunu raporladı.

Tüm doktorlar, ekipman eksikliğinin sağlık çalışanlarının virüse maruz kalma riskini artırdığı konusunda hemfikir. C, test sonuçlarının geç gelmesinin de bir başka risk faktörü olduğunu işaret etti.

“Bakanlığa gönderdiğimiz testler bir günde sonuç veriyor. Bazı hastanelerin 5-6 saat süren, hızlı sonuç veren testleri var,” diye ekledi C.

B’nin çalıştığı hastanede ise bir test için ortalama süre 3 gün. B, “Paniğin eşiğindeyiz. Kendi sağlığım için endişelenmiyorum bile. Enfekte olma riskimin yüksek olması gerçeğini kabul ettim,” dedi.

Başak Bayram, kaza veya kalp krizi nedeniyle acil servise gelen normal hastaları COVID-19 hastalarından izole etmenin gittikçe zorlaştığını açıkladı: “Hangi hastanın virüs taşıdığını bilmediğimiz için tüm çalışanların mesaileri boyunca koruyucu ekipman giymesi gerekiyor; ama bu herkes için mümkün değil. Bazı meslektaşlarım hastalarının COVID-19 hastası da olduklarını bilmedikleri için hastalandı.”

47 yaşındaki İstanbul sakini Alev Kurtuluş geçtiğimiz günlerde damar tıkanıklığı tedavisi için babasını bir devlet hastanesinin acil servisine götürmüş. Acil serviste geçirdiği süre zarfında hiçbir yeni koruyucu önlem fark etmediğini aktardı.

Kurtuluş oğlunun Inside Turkey’e yönlendirdiği bir sesli mesajda “Bekleme odasında bizim dışımızda en az 50 hasta vardı. Doktor odasında dahi başka hastalar vardı,” diyor. Kurtuluş epey stresli bulduğu ikinci hastane ziyaretinden sonra ileriki tarihlerdeki randevularını iptal ettiğini belirtti.

ATUDER Başkanı Başar Cander, hastane ve diğer sağlık kuruluşlarının enfeksiyonların yayılması ihtimaline karşı bir plana ihtiyacı olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor:

“Önemli olan yalnızca mevcut hasta sayısına değil, gelecek hasta sayısına karşı da hazırlıklı olmak.”

Türkiye ilk Koronavirüs vakasını 11 Mart tarihinde, ilk ölümü ise bundan 6 gün sonra açıkladı.

Hükümet, okulların kapatılması, uluslararası ve yurt içi uçuşların durdurulması, 30’dan fazla şehrin karantinaya alınması, 20 yaşın altında ve 65 yaşın üstündekilerin sokağa çıkmasının yasaklanması gibi virüsün yayılmasını önlemek adına çeşitli önlemler aldı.

Acil servisler için daha ileri önlemler alınması gerektiğine inanan C, “Sağlık Bakanlığı ve hastane yönetimleri tüm acil servisleri pandemi kliniği ilan etmeli,” dedi ve ekledi, “Eğer bunu yaparlarsa tüm çalışanlara koruyucu ekipman sağlamakla yükümlüler.”

Yeterli ekipmanın olmaması sağlık çalışanlarını psikolojik olarak da etkiliyor. B, sadece bir kez evde kedisiyle kalıp dinlenme fırsatı yakaladığını söyledi. Eskiden ziyaret ettiği kafe ve restoranların kapandığını ve fiziksel mesafe önlemleri gereği arkadaşlarının uzak durduklarını aktardı.

Bayram, tanıdığı hemen her acil servis doktorunun yaşam koşullarını ailelerini ve ev arkadaşlarını enfekte olmaktan korumak için değiştirdiğini belirtti. Bazıları arkadaşlarının evine taşınıp, bazıları hastanede kalırken bazıları da otele yerleşmiş.

Bayram, sevdiklerinden uzak olalı 20 günü geçtiğini söyledi ve ekledi, “Virüsle savaşmak için çocuklarından ve ailelerinden uzak kalan tüm arkadaşlarım bir teşekkürü ve alkışı hak ediyor.”