Funda Tanrıverdi İstanbul’daki evinde muhabir Gökçe Çiçek Kösedağı ile.

İstanbul’da yaşayan üç çocuk annesi ev hanımı Funda Tanrıverdi’nin açık ara bir politik kahramanı var: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.

“Duruşu ve hitabeti etkileyici. Her durumda güçlü kalabiliyor,” diyor 33 yaşındaki Tanrıverdi şevkle ve ekliyor, “Erdoğan ülkeyi yönetmekte ve ekonomik, politik ya da sosyal her türlü sorunla baş etmekte çok iyi.”

Tanrıverdi, Erdoğan’ın partisi Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) devam eden başarısını sürdürmekte kritik olabilecek bir demografiyi temsil ediyor.

Türkiye merkezli araştırma ve danışmanlık şirketi KONDA’ya göre ev hanımı annelerin yüzde 51’i 24 Haziran genel seçimlerinde Erdoğan’ın partisi AKP’ye oy verdi. Bu AKP oylarının yüzde 37’sine karşılık geliyor.

Ev hanımı anneler diğer partiler için çok daha az sayıda oy kullandı: Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) için yüzde 11, Halkların Demokrat Partisi (HDP) için yüzde 6, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) için yüzde 5 ve İYİ Parti için yüzde 5.

Türkiye İstatistik Kurumu’na göre Türkiye’de yaklaşık 11 milyon ev hanımı var. Aralarındaki daha dindar olanlar, Erdoğan iktidarda olduğu sürece başörtüsü taktıkları için ayrımcılığa uğramayacaklarına eminler.

AKP 2001 yılında kurulduğunda liberal demokrasiyi din, dil, ırk veya cinsiyet ayrımı olmaksızın uygulamayı vaadetmişti.

Kuruluş beyanlarında “Temel hak ve özgürlüklere saygı duyulmalı… Din, toplumumuzda ayrıştırıcı değil, birleştirici bir güç olarak görülüyor” deniyordu.

Türkiye’nin laik hükümeti devlet ve din işlerinin ayrılığını vurgulamak için 1980 yılında okullarda, devlet üniversitelerinde ve devlet kurumlarında başörtüsü takılmasını yasakladı. Birçok dindar kadın, başörtülerini çıkarmak yerine evde kalmayı tercih etti, bu durum ayrımcılık ve tecrit edilme hissini pekiştirdi. Başörtüsü yasağı en sonunda 2011 yılında neredeyse tüm kamu kuruluşlarında kaldırıldı.

AKP’nin politikası, partinin de fazlasıyla farkında olduğu gibi bilhassa daha muhafazakâr kadınlar arasında yankı buldu. Daha partinin ilk günlerinde dahi AKP’li aktivistler kapı kapı gezerek programlarını anlatıp, kadınlara siyasete aktif katılma sözü verdiler.

Geçtiğimiz nisan ayında, genel seçimler öncesinde, Erdoğan AKP’nin Ankara’daki Genel Merkez binasında bir toplantı düzenledi ve partinin kadın üyelerine daha fazla kadın seçmen toplamak için kapı kapı gezme talimatı verdi.

AKP Kadın Kolları’nın bu sene mart ayında yapılacak yerel seçimlerde kilit rol oynaması beklenen 4,5 milyon üyesi var.

Funda Tanrıverdi

İstanbul’da, muhafazakâr bir ilçe olan Ümraniye’de yaşayan Tanrıverdi, Türkiye’nin laik soluna karşı 1975 yılında kurulan din eğitimi veren okullardan biri olan Kadıköy Ahmet Sani Gezici Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden mezun. Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan da aynı dönemde bu okulda öğrenciydi ve ikisi de başörtüsü yasağına karşı yapılan protestolara katıldı.

Tanrıverdi, “Lise öğrencileri olarak olmaması gereken şeylere maruz kaldık,” diye hatırlıyor, “Her gün okulumuzun önünde bizi çevik kuvvet karşılardı. Orada olmalarının tek sebebi, okulun dini eğitim veren bir okul olmasıydı.”

Tanrıverdi AKP yönetimiyle beraber hayatlarının daha iyi yönde değiştiğini söylüyor.

“Özgürlük çok önemli ve herkesin sahip olması gereken bir şey. Allah’a şükür artık özgürüz. Türkiye’deki mevcut durumdan çok memnunum,” diyor.

“Eğer bir gün Erdoğan ve AKP iktidarı kaybederse, Türkiye’nin ekonomisi çöker. AKP olmazsa, tek başına ülkeyi yönetecek kadar güçlü bir parti kalmaz, zayıf koalisyonlar kurulur. Ama bu Türkiye’nin sonu olur,” dedi.

Serap Yıldız

Dördüncü çocuğuna hamile olan 36 yaşındaki Serap Yıldız, Erdoğan ve AKP’nin bir diğer sadık taraftarı.

Yıldız da muhafazakârlığıyla bilinen Ümraniye ilçesinde yaşıyor, AKP iktidara geldiğinden beri kadınların siyasete katılımının ve ekonomik gücünün önemli ölçüde arttığına inanıyor.

“Türkiye’de bugün ülkeyi ondan [Erdoğan] daha iyi yönetebilecek tek bir kişi yok,” diyor Yıldız.

Hiçbir şey olmadıysa bile başörtüsünün normalleşmesi çok büyük bir başarıydı, diye devam ediyor Yıldız.

“Günümüzde Türkiye’de çok fazla kadın başörtüsünü, onun gerçek ruhani değerini anlamadan, sadece bir aksesuar olarak kullanıyor,” diyor.

Yıldız yine de, kendi deyimiyle “İslami ilkeler” doğrultusunda kadın hakları konusunda daha fazla eylem görmek istiyor.

“Birçok kadın kötü muamele gördüğünden ama bunu kimseyle konuşamadığından, ya da haklarını arayamadıklarından şikâyet ediyor. Kadına yönelik şiddet hiçbir ülkede olmamalı, bilhassa da Türkiye gibi Müslüman bir ülkede,” diye tamamlıyor sözlerini.

Ev hanımı annelerin hepsi AKP’yi desteklemiyor. Geçen seneki genel seçimlerde 33 yaşındaki Nihan Çetin Daimagüler, HDP’ye oy veren yüzde 6’lık orana dahil ev hanımlarından biriydi. 

Nihan Çetin Daimagüler

3 yaşında bir oğlu olan Çetin Daimagüler, kendini laik ve liberal olarak tanımlıyor ve Erdoğan’ın eğitim, sağlık ve ekonomi politikalarına katılmıyor. Ayrıca başörtüsü takmayan bir kadın olarak kendisini gündelik hayatta güvende hissetmediğini belirtiyor.

“Sokakta yürümek her geçen gün daha zor hâle geliyor. Gündüz saatlerinde dahi çocuğumla sokakta yürürken çok dikkatli olmak zorunda olmam üzücü,” diyor ve ekliyor, “Birkaç yıl önce, oğluma hamileyken, otobüsteydim ve bir kadın koltuğunu başörtülü bir kadına verdi, bana değil, ki hamile olduğumu görmüştü.”

Ve dindar kadınların özgürleşmesinin AKP yönetimi altında ancak yüzeysel bir seviyede olacağını savunuyor.

“Başörtülü kadınların kendi evliliklerine, eğitimlerine, hatta başörtüsü takıp takmayacaklarına dahi karar vermelerine izin verilmiyor,” diyor. 

Sevinç Doğan

Sosyolog Sevinç Doğan, kadın aktivistlerin fazla sayıda muhafazakâr Müslüman kadını AKP’ye oy vermek için harekete geçirmiş olmasına rağmen partinin üst pozisyonlarının hâlâ erkeklere ayrıldığı tespitine katılıyor.

Doğan 2016’daki yüksek lisans tezinde AKP’nin muhafazakâr ev hanımlarıyla ilişkisini araştırdı.

“Başörtüsü takan her kadın değil ama birçoğu AKP’ye oy veriyor ve başörtüsü artık AKP’nin iktidarını temsil eden siyasi bir simge,” diye açıklıyor Doğan.

Doğan Türkiye Cumhurbaşkanı’nın seçmenlerini manipüle etme konusunda çok başarılı olduğuna, bunun, başarısının arkasındaki sırlardan biri olduğuna inanıyor.

Türkiye’yi parlamenter sistemden başkanlıkla yönetilen bir cumhuriyete dönüştüren Nisan 2017’deki kritik referandum öncesinde, Erdoğan kadın seçmenlerin, kendisinin önceden dile getirdiği “kadın ve erkeklerin eşit olmadığı” yönündeki ifadelerinden mutlu olmadıklarını sezmişti. Seçimlerden hemen önce kadın ve erkekler için fırsat eşitliğinin ne kadar önemli olduğundan bahsetmeye başladı.

“Erdoğan destekçilerini, kendisinin kaybetmesi hâlinde ona oy verenlerin de kaybedeceğine inandırdı. AKP seçmenleri hükümeti savunmanın onlara, Erdoğan devrildiği takdirde kaybedecekleri türden ayrıcalıklı bir statü sağladığına inanıyor,” diyor Doğan.

“Onlar için, kararlarına katılmasalar bile Erdoğan’dan vazgeçmek kolay bir değil. Ama günün sonunda Erdoğan’ın kaderini belirleyen kadınların oyları,” diyor Doğan.